Bursa ilimiz cami ve türbeleriyle Osmanlı Devleti’nin bir hediyesidir torunlarına.Birbirinden ihtişamlı camileriyle Bursa ilimiz ülkemizin önde gelen turistlik merkezlerimizin başında gelir.Bursa’da hangi cami ve türbeler vardır?

BURSA’NIN CAMİ VE TÜRBELERİ

EMİR SULTAN CAMİİ
Cami, aynı adla anılan mahallededir. 15. yüzyı¬lın başında, Yıldırım Bayezid’in kızı ve Emir Sul-tan’ın eşi Fatma Hundi Hatun tarafından yaptırılmıştır. Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aittir.

Kare planlı ibadet alanının üzerini büyük bir kubbe örtmektedir. Giriş bölümünde şadırvanlı, geniş ve güzel bir avlusu vardır. Bursa camileri içinde en geniş ve en güzel avlusu olan camidir. Avlu, 16 kaş kemerli ahşap kagir revakla çevrilidir. Kuzey doğu ve kuzey batı köşelerinde, taştan yapılmış iki minaresi vardır. Cami ve son ibadet yerinin tabanları tuğla, avlu ise taş döşelidir. Yapının beden duvarları taş ve tuğladan yapılmıştır. 1795 yılında tamamen yıkılmış ve 1804 yılında III. Selim tarafından tekrar yaptırılmıştır. 1855 depreminde zarar gören cami tekrar onarılmış, bu onarımlar nedeniyle özgünlüğünü büyük ölçüde yitirmiştir.
Emir Sultan Camii İç Görünümü
Caminin avlusunda bulunan türbede, Emir Sultan, oğlu Emir Ali, eşi Hundi Hatun ve iki kızı yatmaktadır. Türbenin iki tarafında odalar yer alır.

Toplam cemaat kapasitesi 1000 kişi olan caminin, vakit namaz¬larında ortalama 250, cuma namazlarında 1000, bayram namazların¬da ise 1200 kadar cemaati vardır. Kadrolu bir imam-hatibi ve iki müezzin-kayyımı bulunmaktadır.

YEŞİL CAMİ

Bursa’nin en güzel anitlarindan olanYesil Cami, Sultan II. Murat zamaninda, 1422’de tamamlandi. Ölçülerinin ahenk ve asaleti, kabartma ve süslemelerinin zerafeti ve bollugu, çinilerinin piril piril isildamasiyla ünlü olan Yesil Cami ve onunla birlikte Yesil Türbe, ortaçagin dogudaki en güzel sanat eserlerindendir.

Giris kapisinin üzerinde butlunan kitabede, Ahi Bayazit oglu Vezir Haci Ivaz Pasa’nin, Çelebi Sultan Mehmed’in emriyle bu. caminin planini çizip ölçülerini tespit ettigini ve süslerini ismarladigini okuyoruz. Demekki bu saheserin yapilmasini emreden Sultan Çetebi Mehmet, emri uygulayarak eseri meydana getiren de Haci Ivaz Pasa’dir.

Caminin içinde, üzerleri 12.5 metre çapinda birer kubbe ile örtülü iki sahin vardir. Sahinlarin biri ortada biri mihrab ve minberin bulundugu kisimdadir. Orta sahinda bir sadirvan bulunuyor.

Caminin bütün duvarlari üç metre yüksekligine kadar koyu yesil, açik ve koyu mavi çinilerle kaplidir. Büyük mihrabi bastan basa çinilerle örtülüdür. Mihrabin ortasi bes köseli beyaz, açik ve koyu mavi, siyah ve altin renkli çini kabartmalardan meydana gelmistir.

Bu caminin essiz güzellikteki çinilerini Mehmet Mecnun, tahta oymaciligini ve dogramaciligini Mehmet Tebrizi, süslemelerini ise Ilyas Ali ustalar yapmislardir.

OSMAN GAZİ TÜRBESİ
Bursa’ya tepeden bakan Tophane Parkı içindeki Osman Gazi Türbesi’nin bulunduğu yerde eskiden kendisinin hayatta iken, güneş vurdu-ğunda üstündeki kurşunların parlamasındandolayı “Şol Gümüşlü Kubbe” olarak isimlendirdiği Bizans Manastırı bulunmaktaydı. Osman Gazi ölümünden önce burayı işaret ederek“beni buraya gömün” diye vasiyet ettiği için, manastır/kilise türbeye dönüştürülmüştür.1801 yangınında, akabinde 1855 depreminde tamamen yıkılan bu yapı 1863 yılında Sultan Abdulaziz tarafından, kesme kefeki taş ile yeniden yapılmıştır. Sekizgen bir plan üzerine yapılan türbede yedi pencere yer almaktadır.Bursa’ya gelen yerli turistler bakımından öncelikle ve sıkça ziyaret edilen yerlerin başında yer alan türbenin ortasında; sedef kakmalı süslerle bezenmiş muhteşem kabir, parmaklı klarla çevrili sanduka, sırma işlemeli yazılı örtü ile lâhit, Osmanlı’nın ilk Sultanı Osman Gazi Han’a aittir.Giriş kapısına en yakın olan kabir, büyük oğlu Alâüddin Bey’e (1331) aittir.

Murad Hüdavendigâr’ın oğlu Savcı Bey (1385), kardeşi İbrahim, Orhan Gazi’nin hanımı Asporça Hatun’un kabirlerinin de yer aldığı türbe içinde ayrıca 17kabir bulunmaktadır. Türbe içinde var olduğu bilinen davul ve diğer eşyalar günümüze ulaşmamıştır. Bursa’yı kuşatan ve teslim olmasını kolaylaştırıcı şartları hazırlayan Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi, Bursa’nın fethi esnasında vefat ettiğinden fetih sonrası Bursası’nda yaptırdığı bir eser bulunmamaktadır.Ancak Osman Gazi, Bursa kuşatması esnasında yaptırmış olduğu iki “Gözetleme Kulesi”bulunmaktadır. Bunlardan biri Mollaarap mevkiinde Balabancık denen yerdedir. Diğeri ise Kükürtlü Hamamı karşısında olup, her iki hisardan geriye kalan kalıntılar restore edilerek gün ışığına çıkarılmayı beklemektedir.

ORHAN GAZİ TÜRBESİ
Bursa Tophane semtinde, Tophane Parkı girişinin sağında, Osman Gazi Türbesi’nin karşısındadır. Bizans döneminde tarihlenen Saint Elie Kilisesi kalıntısı üzerine yapılmıştır. Kiliseye ait mozaik kalıntıları döşemelerinde günümüze kadar gelmiştir. Osman Gazi türbesi ile Orhan Gazi türbesi aynı çatı altında iken 1855 depreminde yıkılmış, 1863’de Sultan Abdulaziz tarafından yenilenmiştir.

Türbe kare planlıdır. Duvar kalınlığı 1.30 m.dir. Güney cephedeki girişten içerisine girilen türbenin dört kalın sütunun birbirine bağladığı kemerlerin taşıdığı bir kubbe ile üzeri örtülmüştür. İçerisi on bir pencere ile son derece mükemmel aydınlatılmıştır.Türbenin ortasında Orhan Gazi’nin (1281-1363) gösterişli etrafı dökme pirinç parmaklıklarla çevrili sandukası bulunmaktadır. Ayrıca burada Cem Sultan’ın oğlu Abdullah, Şehzade Korkut, Orhan Gazi’nin oğlu Kasım Çelebi ile karısı Nilüfer Hatun ve kızı Fatma,Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Musa Çelebi (1388-1413) Emir Süleyman (1379-1410), Sultan 2.Beyazıt’ın oğlu Korkut’un (1467-1512) sandukaları vardır.

MURAD HÜDAVENDİGAR TÜRBESİ
Sultan IMurad (Hüdavendigâr) Türbesi (Osmangazi) Çekirge’de Hüdavendigâr Camisi’nin karşısındadır 1Kosova Savaşı’nda (1389) şehit olan Sultan 1Murat’ın türbesini Yıldırım Beyazıt yaptırmıştır Ancak bu türbe 1855 depreminde yıkılmış, eski temelleri üzerine yeniden yapılmış, zaman zaman da onarılmıştır

Türbe 1760×1760 m ölçüsünde kare planlıdır Kalın duvarların çevrelediği türbeyi sekiz sütunun taşıdığı sekizgen kasnaklı bir kubbe örtmüştür Kuzey cephesi dışarıdan üç payanda ile desteklenmektedir Türbenin içerisi yuvarlak kemerli dokuz pencere ile aydınlatılmıştır

Türbenin içerisinde ortada pirinç parmaklıklarla çevrili Sultan 1Murat’ın sandukası vardır Bunun yanında torunu Süleyman Çelebi, Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Musa Çelebi, Sultan IMurad’ın oğlu Yakup Çelebi (1364-1389) Süleyman Çelebi’nin oğlu Orhan Çelebi (1395-1429), Sultan 2Beyazıt’ın oğlu Şehzade Mehmed’in (1476-1504) sandukaları bulunmaktadır

YILDIRIM BAYEZİD TÜRBESİ
Yıldırım Camii, Yıldırım semtindeki tepe üzerinde Yıldırım Külliyesi’nin ortasında yer almaktadır. 14. yüzyılın sonlarında Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan camii, zengin taş işçiliğiyle dikkat çekmektedir.
Bulunduğu bölgedeki kuvvetli lodoslar ve depremler nedeniyle iki minaresi de yıkılmış olan caminin bugün kullanılan minaresi yakın tarihte betondan yapılmıştır.
Yıldırım Camii’nde giriş eyvanına mukabil yanlarda iki oda vardır. Bu odalara dışarıdan da girilebilmektedir. Ortada arka arkaya iki kubbe, yanlarda birer eyvan ile birer ocaklı ve küçük pencereli oda bulunur. İki ana kubbeyi birbirinden ayıran büyük kemerde ve pencerelerde kullanılan Bursa Kemerleri, camiye ayrı bir özellik kazandırmaktadır.
Yıldırım Camii’nin merkez kubbesi, iç mekana ferahlık veren bir yüksekliğe sahiptir. Duvarları kesme taşlarla kaplıdır. Namaz kısmı ve yandakieyvanlar zeminden yüksektir ve eyvanların üstü sivri tonozların oluşturduğu sekiz köşeye oturan kubbeyle örtülmüştür. Kare plan üzerine oturan mihrap kubbesi ise sekiz sıra stalaktitli yaşmak ile örtülüdür.
Köşelerinde cilalı yeşilimsi mermer sütunlar vardır. Caminin doğu ve batısındaki odalar alçıdan, ufak, büyük hücreli ve maşalıklıdır. Stalaktit saçaklı, geniş ajurlu, on iki yıldızlı ve yeşil çini parça kakmalı, süslü nesih ve kufi hatla yazılı hadis ve dualarla bezenmiş odalar çapraz tonozla kaplıdır. Ön cephede yer alan ayaklar ve bunları bağlayan kemerler kurşuni renkli mermerden yığma olarak yapılmıştır. Revak, beş kubbe ile örtülüdür.

YILDIRIM TÜRBESİ
Yıldırım Medresesi’nin doğusunda yer alan Yıldırım Türbesi, Yıldırım Beyazıd için oğlu Süleyman Çelebi tarafından 1406’da yaptırılmıştır.
Türbenin ortasında Yıldırım Beyazıd’ın sandukası yer alırken, sağında oğlu İsa Çelebi’nin, solunda eşinin ve kimliği belirsiz iki bayanın sandukaları bulunmaktadır.
10.5 metrelik ölçülerde kare planlı olan türbe, tek kubbeye sahiptir.
Kubbe sekizgen bir kasnağa oturmaktadır. Yuvarlak bir mihrabı bulunan türbede üç ufak kubbenin örttüğü revaklı bir giriş yer almaktadır. Köşeleri kare ayaklara, diğerleri yuvarlak sütunlara oturan revak, defalarca tamir görmüştür.

YEŞİL TÜRBE
Bu türbenin minari da Haci Ivac Pasa’dir. Sekiz köseli bir yapi olan türbenin kubbesi çadira benzer. Dis duvarlar yesile çalan çinilerle kaplidir. Türbenin içi, sandukalar, mihrab, duvarlar, cümle kapisi ile cephe kaplamalari da çiniden yapilmistir. Kibleye bakan mihrabi bir sanat hazinesidir. Buradaki çiniler Iznik çiniciliginin saheser örnekleridir.

Sehrin hemen hemen her tatafindan görülebilecek bir tepeye yapilan türbede Çelebi Sultan Mehmet ile ogullari Sehzade Mustafa, Mahmut ve Yusuf ile kizlari Hafize, Alise ve Daya hatunlar yatmaktadir.

Yesil Türbe de Yesil Cami gibi Türkiyi’de ortaçagin en mükemmel eseri sayilmaktadir.

Bursa’da, tarih ve sanat hazinesi bunlardan ibaret degildir. Muradiye. Emir Sultan gibi daha baska çok güzel camiiler, hanlar, hamamlar de vardir.

SULTAN MURAD(2) TÜRBESİ
Sultan II.Murad’ın (1403-1451) türbesi, Muradiye’de türbelerin bulunduğu bahçenin en büyük ve görkemli girişin hemen karşısında yer almaktadır. Kitabesinde belirtildiğine göre, Sultan II.Murad’ın 1451 yılında ölümü üzerine, vasiyeti uyarınca oğlu Fatih Sultan Mehmet tarafından 1451 yılında yaptırılmıştır. Ayrıca padişahın ölümünden önce hazırladığı vasiyetine göre 1443 yılında ölen büyük oğlu Alaaddin’in yakınına yalnızca kendisinin gömülmesini istemiştir. Ayrıca Allah’ın rahmetinin üzerine yağması için toprağa gömülerek, üzerinin açık bırakılmasını arzu etmiştir. Bu nedenle, dikdörtgen planlı türbenin üzerindeki sekizgen kasnaklı, sekiz sütunun taşıdığı kubbe yağmuru içeriye alacak biçimde açık bırakılmıştır.

Türbe 13.45×13.45 m. ölçüsünde kare planlıdır. Ortada dört ayak ve dört sütunun taşıdığı bir kasnak üzerine oturmuş bir kubbe ve bunun çevresinde de tonozlu bir galerisi bulunmaktadır. Buradaki sütunlar Bizans döneminden kalmıştır. Ortadaki kubbe sekizgen kasnaklı olup, kubbeye geçişler tromplar aracılığı ile sağlanmıştır. Vasiyeti üzerine de kubbe kilit taşı yerine yuvarlak bir açıklık bırakılmıştır. Mezarının üzeri toprakla örtülü basit bir mezardır.

Son derece sade, duvarları kesme köfeki taşı ile tuğladan yapılmıştır. Ayrıca sedefli motiflerle bezeli kapı saçağının güzel bir ağaç işçiliği vardır. Türbenin doğusundaki pencere kapı haline getirilmiş ve buraya 7.25×7.80 m. ölçüsünde bir yapı eklenmiştir. Bu bölümde Sultan II.Murad’ın oğlu Sultan Alaaddin, Şehzade Ahmet, Şehzade Orhan ve kızı Şehzade Hatun’un sandukaları bulunmaktadır. Bu bölümün üzeri sekizgen kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülmüştür. Bu türbe kapısı üzerine de 5.51×1.86 m. ölçüsünde üç satırlık nesih yazılı bir kitabe yerleştirilmiştir:

Besmele…. Eselî ve ebedî varlıkla muttasıf ve mimtaz olan Allah’a hamd ve sena olsun. Batıl dinlerden uzak, kolaylıklar gösteren İslâm Dinini beşeriyete lütf ettiği Peygamber Efendimize ve onun ehli beytine ve eshabına salât ve selâmlar olsun. İmdi; bu yokluğa mahkûm ve aldatıcı, yorgunluk ve sıkıntı âleminden sonu gelmeyen ve sevinçlilerle dolu olan, zenginlik ve fer3ah âlemine, zamanların sultanlarının sultanı, diyarların ve kara ve deniz memleketlerinin sahib gazi ve mücahitlerin padişahı, zaif ve biçarelerin sığınağı, Osman oğullarının mabihüliftiharı, lütufkâr Allahımızın iyaneti ile seçilmiş olan padişah oğlu padişah Beyazıd Han oğlu Mehmed oğlu Murad h.855 senesi muharreminin ilk Çarşamba günü kuşluk vakti göçtü. Allah onu cennetlerin cihannümalarına yerleştirsin ve rahmet taneleri de üzerinde olsun.

Türbe 1743, 1781, 1790 ve 1844 yıllarında onarılmıştır.

SÜLEYMAN ÇELEBİ TÜRBESİ

Çekirge Yolu üzerinde Karagöz Anıt mezarının karşısında yer alan, Süleyman Çelebi’nin kabri,etrafı açık, dört ayak üzerine oturtulmuş bir yapıdır. Yıldırım Bayezid döneminde Ulucami’ye imamlık yapan Süleyman Çelebi, en son peygamber Hz. Muhammed’in kişiliğini anlatan ve öven “Mevlüd”ün yazarıdır.

EMİR SULTAN TÜRBESİ
Bursa Emir Sultan Camisi’nin avlusunda bulunan türbe, Emir Sultan’ın eşi Hundi Fatma Sultan tarafından yaptırılmış, zamanla harap olmuş, Sultan II.Abdülhamid’in şehzadeliği sırasında 1868’de yenilenmiştir.

Bugün avludan 1 m. daha aşağıda olan türbenin giriş kapısı doğu yönündedir. Bu kapının yanındaki pencerelerden biri üzerinde Sultan Abdülaziz’in talik yazı ile 18 beyitlik yapı kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabe 1.50×0.50 m. ölçüsündedir:

Şahinşeh-i derya-neval Sultan memduhu’l-hısal.
Abdülaziz zü’l-kemal âlemlere dâd eyledi.
Hakan-ı din ol kâmkâr-ü kâmbin
Ol mekrime-i ehli yakin terkim-i damat eyledi.
Cennet nazir derler kamu berne-vü-pir.
Emir hep halkı irşad eyledi.
Bu türbeye bunda Yatup Sultan.
Zelzeleden olmuştu harap düşmezdi amma kim türab.
Ruhu Emir kâmyab zira ki imdad eyledi.
Ta’mirin ol şah-ı enam emreyledi.
Hakkı bu lütfu misteham… dil şad eyledi.
Bu Vali bi-kudreti Hüsnü and-i şevketi.
Ber vefk-ı emr-i devleti tesiri bünyad eyledi.
Ol tacıdarın dembedem şükren alâ tilken-niam.
Şükkân-ı dünya ve irem da’vatını yad eyledi.
Ruhu Emir olsun hemin ve her kâr ve emrinde muin.
Hakka ki bir tarz-ı Güzin çok şeyler icad eyledi.
Dilk-i Emel bi-l-iftihar yazdı hemen tarihi tam.
Sultan Emirin türbesin türbesin bünyadü âbâd eyledi.

Türbenin sekiz köşeli bir planı vardır. Üzerini yüksek bir kasnağın taşıdığı kubbe örtmektedir. Camiye bakan pencerelerden biri üzerinde h.1285 (1868) tarihli onarım kitabesi dikkati çekmektedir. İçeride, ortada Sultan Yıldırım Beyazıt’ın damadı, Halveti şeyhi Emir Sultan’ın (1349-1429) parmaklıklarla çevrili sandukası yer almaktadır. Bunun yanında oğlu Emir Ali Çelebi ile Hundi Sultanın ve iki kızının sandukaları bulunmaktadır.

ULU CAMİİ

Evliya Çelebi’nin ifadesiyle Bursa ’ nın Ayasofya’sıdır.
Ulu camiyi gezenler 3tane kapısı olduğunu çok iyi bilirler. Somuncu baba caminin yapıldığı sıra buraya gelir işçilere hayrına somun dağıtırmış. Somuncu baba bir gün gene orda ekmek dağıtırken (çok büyük zat) Hızır a.s orda olduğu fark etmiş kolundan tutup sen Hızırsın anladım demiş. Buraya gelip her gün namaz kılacağına dair söz vermezsen buradaki herkese senin Hızır olduğunu söylerim demiş. Hızır a.s her gün geleceğine dair söz vermiş ama oda bir istekte bulunmuş. Hangi vakit geleceğimi bana kalsın demiş. Bunun üzerine Hızır a.s Ulucamideki vav harfinin önünde her gün gelip hangi vakit olduğunu bilmiyoruz ama orda namaz kılıyormuş. eğer bir gün Ulucamiye giderek namaz kılacak olursanız mutlaka vav harfinin orda namaz kılın. Belki Hızır a.s’la birlikte namaz kılarsınız.

Özellikleri
Ulu Cami’yi diğer büyük camilerden ayıran dört ana özellik vardır.
• Osmanlı’da yapılan ilk CAMİ’İ KEBİR olması.
• 20 kubbeli olması.
• İçinde büyük bir şadırvana sahip olması.
• Çok zengin Hat Sanatı örneklerine sahip olması.13 ayrı yazı karakteri ile, 41 ayrı Hattat tarafından yazılmıştır; askılı ve sabit toplam 192 hat levhası bulunan cami bir nevi Hat Sanatları Müzesi gibidir. (Şu anda 9 ayrı yazı karakteri ve 21 sanatkarın 132 adet yazısı bulunmaktadır.)
Teknik Bilgiler
• Mimarı Ali NECCAR’ dır.
• Duvar kalınlıkları yer yer 2m’den fazladır.
• 3165.5m2 iç alana sahiptir.
• 3 ana kapısı vardır. Bunların dışında 1740 yılında açılan 200 yıldan fazla kullanıldıktan sonra kapatılan, Hünkar Kapısı olarak adlandırılan kapı da 4. kapı olarak kullanılmıştır.
• 2 minaresi bulunan caminin batıdaki minaresine iki ayrı yol ile çıkılır. Batı minaresi Ulu Cami’nin inşaatı ile birlikte yapılan minaredir. Doğu minare, kaidesinin oturacağı yerde Emir Han’ın ahırları bulunduğu ve bu yer Orhangazi Vakfına ait olduğu için cami inşaatı ile birlikte yapılamayan bu minare daha sonraki yıllarda Çelebi Mehmet Han tarafından yaptırılmıştır. Bu gecikme Yıldırım Beyazıt Han’ın hukuka saygıdaki hassasiyetini gösteren bir hadisedir.
• En büyük hasarı 1855 zelzelesinde görmüş, 17 kubbesi yıkılmıştır.
• En son tadilat 1951-59 yılları arasında yapılmıştır.
Hüsnü-Hat Teşhirgahı
Ulu Cami’deki levhalarda en çok Allah c.c. isimleri, Ayetler, Hadis-i Şerifler ve Kibar sözler vardır. Bunlar İman, Amel, Cömertlik, Fedakarlık, Sabır, Şükür, İstişare, Adalet, İdare, Namaz, Hac, Miraç gibi bir çok konulardan bahsetmektedir.

Şadırvan
Havuz daha sonraki yıllarda İstanbul’dan Bursa’ya siyasi sürgün olarak gelen Kara Çelebizade Abdülaziz Efendi tarafından yaptırılmıştır. Seyyah Evliya Çelebi 1640’lı yıllarda suyu Uludağ’dan gelen bu güzel havuzun içinde alabalıkların yüzdüğünden bahsetmektedir. Suyu en tepeden tek merkezden kaynayan bu şadırvanda su, havuza dökülürken Allah’ı tesbih edercesine 33 ayrı yerden akmaktadır. Havuzun üzerindeki kubbenin camekan olması Ulu Cami’yi aydınlatması açısından çok büyük katkı sağlamaktadır. Ayrıca bu camekanlı bölgenin en tepesinin açık olması hava sirkülasyonu bakımından bir klima vazifesi görmektedir.
Meşhur VAV Harfi
• Ulu Cami’nin her duvarında VAV harfleri yazılıdır. Ancak en meşhur ve en güzel VAV harfi budur.
• Halk arasında Hızır Aleyhisselam’ın bu vav harfinin önünde namaz kıldığı rivayeti yaygındır.
• Tezhib sanatı ile süslenmiş ve ucuna Lale motifi işlenmiştir. Lale süsleme sanatında Allah’ı c.c. sembolize eder.
• Vav harfi, Vahidiyet, Vahdaniyeti ihtiva etmesi yönüyle de Allah’ın birliğini ifade eder.

BURSA ULUCAMİİ TÜRK TARİHİNİN EN BÜYÜK CAMİSİ
Evet başlıkta doğru yazıyor. Ulucami kapalı namaz kılma alanı bakımından Türk Tarihinde yapılan en büyük camidir. Hemen aklınıza Süleymaniye, Sultan Ahmet gelebilir. Fakat o camilerin büyüklüğü duvarlarla çevrili avlu alanlarıyla birliktedir. Ayrıca o camiler tek ve çok yüksek bir kubbe ile örtülü olduğundan çok geniş bir bir alanı varmış izlenimi verir. Bursa Ulucami ise çok kubbeli ve alçak tavanlıdır. İçinde bulunan çok sayıdaki sütun yüzünden de daha ufakmış gibi hissetmemize neden olabilse de TÜRK TARİHİNİN EN BÜYÜK CAMİSİ halen Bursa Ulucami’dir.