Şekerle birlikte vücuda giren zararlı maddeler, hiçbir şekilde dışarı atılamıyor.Yani, fazla yağları hareket etmekle, spor yapmakla yakabilir, eritebilirsin. Tuzun fazlasını da terleme yoluyla dışarı atabilirsin. Ancak, bilhassa kesme şekerin içindeki maddeleri hiçbir şekilde dışarı atamıyorsun. Bunlar, zaman içinde hastalık yapıyor, ya da çeşitli hastalıklara zemin hazırlıyor, kolaylık sağlıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nde yapılan bir araştırma, birçok hastalığın oluşum ve gelişiminde risk azaltıcı etkisi olan antioksidanın insanının vazgeçilmez içeceği olan çayın balla tatlandırılması durumunda antioksidan değerinin arttığını ortaya koydu.

Amerika’da yapılan yeni bir çalışma (Alabama Üniversitesi), kötü beslenme alışkanlıkları içinde Alzheimer’ı en çok tetikleyen şeyin aşırı şeker tüketimi olduğunu gösterdi.
Şeker tüketiminin fazlalaşması, diş sağlığı için de önemli bir tehdit. Özellikle çocukluk yaşlarından başlayarak aşırı şeker tüketmek diş sağlığını önemli ölçüde bozuyor.
Fazla şeker tüketiminin kanser ile de ilişkisi olabileceği biliniyor. Mesela dört yıl önce İsveç’te yapılan bir çalışma, fazla şeker tüketiminin pankreas kanserine yakalanma ihtimalini artırdığını net bir şekilde ortaya koydu.

Besinlere mümkünse şeker eklememeli ya da en azı ile yetinmeliyiz. Paketlenmiş gıdaları satın alırken içinde aşırı şeker yükü bulunup bulunmadığını kontrol etmeliyiz.
“Sağlıklı şeker” aldatmacalarına kanmamalı, vücut açısından beyazı, kahverengisi, fruktoz şurubu gibi farkların söz konusu olmadığını unutmamalıyız. Yapay tatlandırıcılardan uzak durmalıyız.
Meyve tüketirken bile fazla miktarda fruktoz yüklü olanlar (incir, üzüm, karpuz) yerine diğerlerini (elma, portakal, mandalina) tüketmeli, meyve suyu konsantrelerini yüzde 100 saf da olsalar makul miktarlarda içmeliyiz.
Ölçüsüz ve dikkatsiz şeker tüketiminin bizi de çocuklarımızı da hasta edeceğini lütfen unutmayalım.