Menopoz dönemi,kadınların zor atlattıkları bir dönemdir.Hem fiziksel hem de ruhsal olarak birçok değişiklik meydana gelir.Menopoz döneminde kadınlarda görülen değişiklikler nelerdir?

MENOPOZ DÖNEMİNDE KADINDA GÖRÜLEN DEĞİŞİKLİKLER

Ateş Basması Atakları

Ateş basması yüz bölgesinden başlayan, boyun ve göğüs kısmına, bazen tüm vücuda yayılabilen, bazen yoğun terlemeye neden olabilen bir “sıcak basması” olarak tarif edilebilir. Bedende hissedilen sıcaklığın önceleri yalnızca bir his olduğu düşünülmekteyken son bilimsel çalışmalar, ataklar esnasında bedensel ısının gerçekten arttığını göstermektedir.

Ateş basması menopoz dönemindeki kadınların önemli bir kısmının yaşadığı bir belirtidir. Genellikle menopozun ilk yıllarında ortaya çıkan bu durum bazı kadınların günlük yaşamını etkileyecek kadar şiddetli olabilirken, bazılarında önemsenmeyecek kadar hafif geçebilmektedir.

Ateş basması ataklarla seyreder ve bazı kadınlarda ataklar çok ender ortaya çıkarken, bazılarında günlük atak sayısı 50 üzerinde olabilir. Ataklar bazı kadınlarda saniyeler sürerken, bazılarında birkaç dakika devam edebilir.

Özellikle Adet Öncesi Gerginlik Sendromu yaşayan kadınlarda ateş basmaları menopoza geçiş döneminde ortaya çıkabilmekle beraber ateş basması, menopoz dönemine özgü bir belirti olarak kabul edilir.

Ateş basması atakları genellikle menopozun ilk 1-2 yılında devam eder ve bu süre sonunda ortadan kalkar. Bazı kadınlarda ataklar 5 yıldan uzun süre devam edebilmektedir.
Ataklar östrojen hormonu tedavisiyle çoğu durumda kontrol altına alınabilmekle beraber özellikle ruhsal stres durumlarında ek olarak başka ilaçların da tedaviye eklenmesi gerekebilmektedir.

Neden Ateş Basması Olur?

Östrojen hormonu beyin işlevleri üzerinde oldukça önemli etkilerde bulunur. Bu etkilerini gösterirken beyin dokusunda bulunan nörotransmitter adı verilen maddeleri aracı olarak kullanır.

Ateş basmasının beyinde hipotalamus bölgesinde östrojen hormonu etkisinin azalması ve beden ısısını ayarlaya “termostat” mekanizmada nörotransmitter madde dengesinin azalmasıyla ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Nörotransmitter Nedir?

Nörotransmitter iki sinir hücresi arasındaki bağlantıyı sağlayan kimyasal bir maddedir. Daha basit bir anlatımla nörotransmitterleri iki sinir hücresi arasında bilgi alışverişini sağlayan ulaklar olduğu söylenebilir. Bu ulakların işlevleri sayesinde beyinde bulunan milyarlarca sinir hücreleri saniyenin binde birinden daha kısa bir sürede birbirleriyle etkileşimde bulunabilirler.

Bir ismi hatırlamak, bir cümleyi ezberlemek, bir bedensel hareket yapmak, bir duygu yaşamak ve daha binlerce ruhsal ve bedensel işlev beyin içindeki ve dışındaki bölgelere bu kimyasal maddeler aracılığıyla iletilir ve işlem tamamlanır.

Nörotransmittter maddelerinin azalması veya çoğalması bu işlevlerin aksamasına neden olabilir. Başta serotonin adı verilen madde olmak üzere henüz yapısı tam olarak aydınlatılamamış olan binlerce madde nörotransmitter olarak görev yapmaktadır.

Günümüzde çeşitli ruhsal hastalıkların tedavisinde nörotransmitter dengesini sağlamaya yönelik ilaçlar başarıyla kullanılabilmekte ve her geçen yıl bu ilaçlara yenileri eklenmektedir.
Menopoz döneminde santral sinir sisteminde östrojen etkisinin azalmasına bağlı olarak ateş basması, uyku bozuklukları, mood (duygulanım) değişiklikleri, hafıza bozukluğu ve Alzheimer hastalığı ortaya çıkabilmektedir.

Ruhsal Değişiklikler

Menopozun ortaya çıktığı yaş kadında sıklıkla önemli bazı sosyal değişikliklerin de ortaya çıktığı bir zamana denk gelir.

Menopoz döneminde kadın öncelikle yıllardan beri alışık olduğu bir bedensel işlevini “yitirmiş” olmanın üzüntüsünü yaşar. Bu tümüyle normal bir durumdur. Her ay adet görmeye alışmış bir kadın adet kanamaları ortadan kalktığında yakın bir arkadaşından ayrılmış olma duygusuna kapılabilir. Bazı kadınlar ise adet kanamalarının kesilmesinden memnuniyet duyarlar.

Menopoz Yaşlanmanın Başlangıcı Değildir

Menopoz dönemine giren kadınların bir kısmı bu dönemi yaşlanmanın başlaması ile eşdeğer görürler. Bu, tümüyle mantıklı bir düşünce olmayabilir. Geçen yıl adet gören ve bu yıl kanaması duran bir kadın bu süre içerisinde birden yaşlı bir insan olmaz, yalnızca bir yıl yaşlanır.

Kriter alınması gereken zamansal olarak yaşlanma değil, günlerini sağlıklı olarak geçirmeye devam etmektir. Beden ve ruh sağlığı yerinde olmayan bir insan ne kadar genç olursa olsun, ne kadar uzun yaşarsa yaşasın mutlu ve üretken olamayacaktır.

Menopoz Depresyon Gelişimi İçin Bir Risk Faktörü Değildir

Önceleri menopoz dönemi depresyon gelişimi için ciddi bir risk faktörü olarak görülmüş ve psikiyatristlerin hastalık tanısında kullandıkları “DSM Tanı Kriterleri Kitabı”‘nda “involusyonel melankoli” terimi menopoza bağlı olarak ortaya çıkan depresyon durumunu tanımlamak için kullanılmıştır. Günümüzde menopozun kendisinin depresyon gelişme riskini artırmadığı görüşünün benimsenmesi üzerine DSM’nin en güncel versiyonunda bu tanı yer almamaktadır.

Uyku Bozuklukları

Menopoz dönemi bir yandan ateş basmaları, öte yandan “tuhaf belirtiler” olarak gruplandırılan belirtiler topluluğunun etkisiyle uykusuzluğun ortaya çıkmasına veya uyku kalitesinin azalmasına neden olabilir. Ek olarak östrojen hormonu eksikliğinin beyine etki ederek direkt olarak uyku özelliklerini olumsuz etkilediği bilinmektedir.

Uyku bozuklukları uzun süre devam ettiğinde gerginlik, sinirlilik, yorgunluk, halsizlik, unutkanlık, yorgun uyanma ve konsantrasyon bozukluklarına yol açabilmektedir.

Menopoz döneminde ortaya çıkan uyku bozukluklarının tedavisinde östrojen hormonu tedavisinin önemli bir yeri vardır. Östrojen hormonunun uykuya dalma süresini kısalttığı ve uyku kalitesini artırdığı klinik deneylerde gösterilmiştir.

Duygu durum Değişiklikleri

İnsan her zaman aynı ruh durumunda olamaz. Zaman zaman keyifli ve neşeli, zaman zaman daha durgun olabilir. İnsan ruhunun bu özelliği duygu durum (İngilizce mood) olarak adlandırılır.

Yukarıda tarif edilen duygu durumu düz bir çizgi üzerinde gösterecek bir çizgi çizdiğimizi varsayalım. Çizginin ortası insanın kendinde görmeye alışkın olduğu ortalama ruh halini temsi eder. Çizgi üzerinde sağa gidildikçe insanın giderek daha keyifli bir duygu duruma ulaştığını, sola gidildikçe ise daha çökkün bir duygu duruma ulaştığını kabul edelim. Bu çizgiyi bir tahterevalli şekline dönüştürdüğümüzde tahterevallinin sürekli hafifçe hareketli olduğunu görebiliriz. Bu hareketlilik genellikle günden güne daha belirgin hale gelse de bazı insanlarda günün değişik saatlerinde bir sola bir sağa kayma görülebilir ve bu normaldir.

Normal dışı olan, tahterevallinin baskın olarak solda ya da sağda durması ya da çok büyük hareketler yapmasıdır. Bu aşırı hareketlilik kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyen duygulara neden olacaktır. Psikiyatride, oluşturduğumuz tahterevalli modelinde dengenin sürekli sol tarafta yer almasına depresyon, sürekli sağ tarafta yer almasına ise mani adı verilir. Bu tanımlama konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi açısından basitleştirilmiştir. Gerçekte bu iki duygu durum bozukluğunun tarifi bu kadar kolay yapılamaz.

Menopoz döneminde olan kadınlarda tahterevalli dengesi sola kaymaya meyillidir. Daha önceden bahsedildiği gibi bu durumun menopozun kendisinden kaynaklanmadığı, daha çok menopoz dönemine tesadüf eden diğer sosyal değişikliklerle ilgili olduğu düşünülmektedir.

Cilt Problemleri

Vücudumuzun her kısmını örten cildin sağlamlılığını ve elastikiyetini veren en önemli madde cildin yapısında bulunan kollajen adlı bağdokusudur. Son bilimsel veriler kadında östrojen hormonunun cildin kollajen içeriğini korumada da önemli olduğunu göstermektedir.

Cilt kırışıklıkları kalıtsal özelliklere bağlı olarak kişiden kişiye oldukça değişken olabilir. Yine cildin östrojen hormonundan yoksun kalma derecesi de cilt kırışıklıklarının yoğunluğunu etkileyebilir.

Elbette östrojen hormonu tedavisi kırışıksız bir cilt vaat edemez. Ancak bazı çalışmalar östrojen tedavisi alan kadınlarda cilt kırışıklığının daha az görüldüğünü göstermektedir.

Cilt kırışıklıklarının en iyi dostlarından biri sigaradır. Sigara kullanan kadınlarda cilt kırışıklıkları sigara içmeyenlere göre belirgin olarak daha fazladır.

Bilinç Bozuklukları ve Alzheimer

Menopoz döneminde östrojen hormonu kullanımının son yıllarda oldukça güncel kalmasının en önemli nedenleri bu tedavinin kemik erimesini önlemedeki başarısı ve menopoz döneminde ortaya çıkan ve kalp damar sistemini olumsuz yönde etkileyebilen değişiklikleri azaltmadaki becerisidir. Son bilgiler, östrojen tedavisinin ek olarak beyin işlevlerinde yaşa bağlı olarak ortaya çıkan olumsuz değişiklikleri önlediğini ve beynin bilişsel işlevlerini düzelttiğini göstermektedir. Bilişsel bozukluklarla seyreden Alzheimer hastalığının östrojen tedavisiyle giderilebildiği veya en azından yavaşlatılabildiği gösterilmiş durumdadır.

Alzheimer Hastalığı Nedir?

Alzheimer hastalığı veya halk arasında kısmen hatalı olarak “bunama” olarak bilinen durum, bellek bozuklukları (yeni bilgi kaydedememe veya bilgileri anımsayamama), konuşma bozukluğu (kelimeleri yanlış kullanma), beceriksizlik (ince hareketleri yapamama), nesneleri tanıyamama ve diğer becerilerin bozulduğu bir hastalıktır. Araştırmalar 85 yaş üzeri kadınların yarısında Alzheimer hastalığı belirtilerinin görüldüğünü göstermektedir.

Alzheimer hastalığı ilerleyici belirtileriyle belli bir süre sonunda kişinin sosyal ve mesleki yaşamının olumsuz etkilenmesine neden olabilen ciddi bir durumdur.

Alzheimer hastalığı çeşitli hastalıklara bağlı oluşabildiği gibi, yaşlılık döneminde “nedensiz” olarak ortaya çıkabilmektedir.

Hastalığın beynin çeşitli bölümlerinde bulunan nörotransmitter adlı maddelerin miktarlarının değişmesiyle ilgili olduğu düşünülmektedir. Östrojen hormonu azalması bu olumsuz değişiklikleri hızlandırarak hastalığın gelişimini hızlandırabilmektedir. Gerekli durumlarda verilen östrojen hormonu tedavisinin hastalığı önlemede etkili olması hem bu nörotransmitter dengesini yeniden kurmasıyla hem de beyin kan akımında artışla mümkün olmaktadır.

Kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha fazla görülen bu hastalığın önlenmesinde östrojen hormonu tedavisinin erken dönemde başlanmasının daha etkili olduğu gösterilmiştir.
Cinsel Organlar ve İdrar Yolu Problemleri

Kadında genital organlar ve idrar yollarının genital organlarla komşu olan kısımları (mesane ve uretra) yapısal ve işlevsel olarak östrojen hormonuna bağımlıdırlar. Östrojen hormonu desteği ortadan kalktığında bu organlarda başlayan gerileme (atrofi) bu dokuların incelmesine ve “zayıflamasına” neden olur. Tıp dilinde bu duruma atrofi adı verilmekte olup sitede bu kelimenin yerine gerileme kelimesi kullanılacaktır.

Menopoz döneminde yukarıda adı geçen dokularda gerileme en erken dönemlerde başlamasına karşın kadında belirtilere neden olması için ortalama 10 yıl geçer. Her zaman belirtildiği gibi, menopoz döneminde kadınlarda mutlaka şikayet ortaya çıkması gerekmez. Bu durum gerileme için de geçerlidir ve bazı kadınlar dokularındaki gerilemeye rağmen hiçbir şikayet duymayabilirler.

Gerilemeye bağlı ortaya çıkan belirtilerin hemen tümü östrojen hormonu tedavisiyle etkili bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

Gerileme Hangi Belirtilere Neden Olur?

Vajina

Vajina sürekli olarak yenilenen bir dokudur. Bu yenilenme sürecinde ölü hücreler sürekli olarak salgılanan bir sıvıyla karışmış bir şekilde atılır. Östrojen hormonu eksikliği yenilenme sürecinin yavaşlamasına neden olur ve bu durum kadın tarafından vajinada kuruluk şeklinde hissedilir.

Yenilenme süreci yavaşlamış vajina dokusunun normal bakteri florası özellikleri de bozulmuş olabilir. Vajina hücrelerinin glikojen içeriği azaldığında vajinayı bakterilere karşı koruyan laktobasiller de azalmış olacağından vajinada bakteri enfeksiyonları gelişme olasılığı artar.

Gerilemiş vajina elastikiyetini kaybetmiş, soluklaşmış, kısalmış, daralmış ve kanamaya meyilli bir hale gelmiş olabilir. Bazen cinsel ilişkide vajina duvarlarında aşınmaya bağlı olarak kanamalar ortaya çıkabilir.

Yukarıdaki belirtiler menopoz döneminde cinsel ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden olabilir.

Vulva

Vulva kollajen ve yağ dokusu içeriğinin azalmasına bağlı olarak incelmiş bir durumdadır. Bu durum sıklıkla vulvada kaşıntı ortaya çıkmasına neden olur

İdrar Yolları

İdrar yollarındaki gerileme ileri durumlarda idrar kaçırma şikayetinin ortaya çıkmasına neden olur.

Menopoz dönemi idrar yollarındaki gerileme nedeniyle idrar yolu enfeksiyonlarının nispeten sık görüldüğü bir dönemdir