Savaş ay yıllar önce a takımı ile uzun yıllar tartışma programları sunmuştu. Savaş ay bugün vefat etti. Savaş ayın ölüm sebebi yine kendisini tanıyanların bildiği bir durum üzerine oldu. Savaş ay gırtlak kanserine yenildi

Yaklaşık iki aydır hastanede tedavi gören Savaş Ay, uzun bir süredir gırtlak kanseriyle mücadele ediyordu. 59 yaşındaki Savaş Ay’ın boğazında son dönemde yeni bir tümör oluştu. Doktorların acil ameliyat talebine izin vermeyen Savaş Ay, bugün öğlen saatlerinde fenalaştı.

[youtube]https://www.youtube.com/watch?v=6zvdzHLOCEQ[/youtube]

Kalbi duran Ay’ı hayata döndürmek için doktorlar uzun süre uğraş verdi. Ünlü gazeteci saat 15.00 sıralarında yaşamını yitirdi.

14 yıldır gırtlak kanseriyle mücadele eden Savaş Ay, bir ropörtajında hastalığıyla olan mücadelesini “Yaşamı çok sevdiğim için ölümü de sevdim, ondan korkmadım” sözleriyle dile getirmişti.

İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi kulak burun boğaz servisinde tedavisi süren Savaş Ay’ın hayatını kaybetmesi, yakınlarına yasa boğdu. Hasta önünde bekleyen yakınları, birbirlerine sarılarak gözyaşı döktü.

SAVAŞ AY KİMDİR?

Usta gazeteci Savaş Ay, 1954 yılına Gaziantep’te Şükran ve Turan Ay’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Marmara Ticari Bilimler Akademisi’nde eğitimini tamamladı.

Gazeteciliğe 1974 senesinde Dünya gazetesinde muhabir olarak başladı. Tercüman, Vatan, Milliyet, Sabah gazetelerinde ve Akajans’ta görev aldı. atv, TGRT, Kanal D, Kanal 6, Show TV, Flash TV, tekrar atv, Star TV ve Kanal 1’de A Takımı adlı tartışma programını yaptı. İngilizce bilmektedir. 2000 yılında Beyazıt Öztürk ve Kerem Alışık’ında oynadığı Dansöz adlı filmin yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını yaptı. Ulaş Can Ay isimli, ses sanatçısı bir erkek çocuğa ve Sanem Ay adında, bir kız çocuğa sahiptir. Ayrıca bazı programlar yapıp yoksullara yardımcı olmuştur.

Son yıllarda A Haber’de muhabirlik yapmakta olan Savaş Ay, 15 yıldır gırtlak kanseri ile mücadele ediyordu. Hastalığı nedeniyle kısık sesle konuşmak zorunda kalmıştı.

Savaş ay son yazısı

Son günlerde şarkılara “mimik yapan” duygusal bebeği konuşuyor tüm dünya.

Anne, yavrusunun video çekimini yaparken, bir yandan da “hisli” bir şarkı söylüyor. Bebek de ne nanik ne mimik yapmayı becerebilecek kadar minik oysa.
Lakin o sevimli kuzucuk parmak kadar yüreği 7 katlı duygu milföy hamurunda pişmiş gibi, ağlamalı, hüzünlenmeli, gülümsemeli mimiklerle mest ediyor seyredeni…

İbo da var
Buna benzer yerli görüntümüz de yatağında yanı başında uyuyan son bebesine “Hayde” şarkısını mırıldanan İbrahim Tatlıses’in son evliliğinden doğan bebeğiyle olan görüntüleri. İbo okuyor, o sevimli kuzu da keyifle mışıldıyor. İşte İbo’nun okuduğu hayde… Aklım fikrim geçmiş yıllara firar etti. Genç yaştaki bir müzisyenin Babiylon sahnesinde kutladığı bir doğum günü etkinliği geldi. Niye mi. aşağıda yazdım bir bakar mısınız?

Yetenekli sülale
Bahsettiğin doğum günü de işte bugün gibi; 7 Kasım günüydü. Ve 20’li yaşlarını sürdüren Kazım Koyuncu’nun yaş günüydü.
Ne yazık ki daha 33 yaşındayken ani gelişen hastalıktan yitirdik onu. 7-8 ay içinde gezginci ve ruhuna yaraşır vaziyette…
Doğum gününü hasretle rahmetle kutladığım Kazım kardeşten geriye harika şarkılar kaldı.
Kazım Koyuncu arkadaşlarıyla sahnede rock müzikle, Karadeniz müziğini birleştirip şahane sound çıkartmıştı.
Hopa’ya gittiğimde pek çok akrabasıyla tanıştım. Nasıl renkli, yetenekli, dünya görüşleri bazılarına taban tabana zıt bile olsalar genlerinin içinde sanatçılık ve şakacılık olan fertlerdi hepsi de. Aslında, bulup sevgili Ümit Kıvanç’ın yaptığı belgeseli izleseniz der, biraz da anlatırım da yerim dar.

Nereden nereye?
Müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başlamış, çocukluğu “üstadım” dediği, “Kemençeci Yaşar” lakabı ile tanınan Yaşar Turna’nın yanında türkü dinleyerek geçmiş olan delikanlı 25 Haziran 2005’te, 33 yaşında, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy (Pançol) köyünde ebedi istirahatgâhında uzanmış yatıyor o şimdi. Huzurla uyusun.

Deryalar deryası
Söz sanatçıdan, müzikten açılmışken Mehmet Abi ile (Barlas), Oğuz Haksever’in Makam Farkı programlarına bayılıyorum. Türk Sanat Müziği’nin şövalyeleri gibi davranıyorlar, çok hoşuma gidiyor.
Ben de bu tarz müziğin içine doğdum, büyüdüm ama onlar kadar bilgili olduğumu söyleyemem. Hele Mehmet Abi’nin repertuvarı inanılmazdır.
Ancak bu konuda derin derya bilgi deyince elbette tek geçeceğimiz insan Alaeddin Yavaşça olmalı değil mi?
Bir keresinde sormuştum ona ve sohbeti şöyle yürütmüştük:
– Hoca, Klasik Türk Musikisi’nden 10 bine yakın eseri ezbere bilir, doğru mu?
– Sayılacak şey değil elbette. Yine de tek bir bestecinin dahi yüzlerce eserini bildiğimi düşünürsek bu rakam doğru olabilir.
– Yarım asırdan fazladır müzik insanlarının her devirde en iyi en değerli olanlarıyla da bir arada oldunuz değil mi?
– Bu doğru işte.
– O zaman lütfen son 50 yılın en iyi fasıl milli takımını kurun bana.
– Zor bir seçim olacak desenize Savaş kardeşim. Mesela kemanda Hakkı Derman derim. Kanun Ahmet Yatman, ut Şerif İçli, klarnet Şükrü Tunar, santur Zühtü Bardakoğlu, yaylı tambur Ercüment Batanay. Vokallerde ise Celal Tokses, Tahsin Karakuş ve Safiye Tokay derim.
– Siz koronuza asla ritim saz almamışsınız ömür boyu…
– Almaz olur muyum? Kanun da, ut da perküsyondur, ritim sazdır. Darbuka, def sesi şart değildir ki.

savas_ay_vefat_etti